Kuran değiştirildi mi? - Abdullah Bin Sad Kimdir?

Sonraki Kayıt Önceki Kayıt

Abdullah Bin Sad Bin Ebi Serhin  Mekke döneminde Peygamberimize biat ettiğini, hatta ilk vahiy katibi olduğu rivayet edilmektedir. Muhammed’e  ve İslam’a bağlılığı ile kısa sürede öne çıkmış olan Abdullah Bin Sa’d, okur yazar olması sebebiyle vahiy katipliği görevine getirilmişti.

Cebrail ‘in, Allah’tan getirdiği Ayetleri, Muhammed'e okuyor, O da ezberliyor ve yanında bulunan vahiy katiplerine yazdırıyordu.

Muhammed, okuma yazması olmayan bir Peygamber olduğu için, kendisine inen Ayetleri okuma yazması olan vahiy katibi sahabelere yazdırmıştır.
Vahiy Katiplerinin sayısı kırka kadar varmıştır.

Ebu Bekir
Ömer Bin Hattab
Ali Bin Ebi Talib
Osman Bin Affan
Amr Bin As
Muaviye Bin Ebi Süfyan
Abdullah Bin Sa’d Bin Ebi Serh
Ubey Bin Ka’b
Zeyd Bin Sabit
Şurahbil Bin Hasene
Muğire Bin Şube
Muaz Bin Cebel
Hanzala Bin Rebi
Cehm Bin Salt
Huseyn Nemeri
Zubeyr Bin Avvam
Amir Bin Fuheyre
Eban Bin Said
Abdulah Bin Erkam
Said Bin Kays
Abdullah Bin Zeyd
Halid bin Velid
Ala Bin Hadremi
Abdullah Bin Revaha
Huzeyfe Bin Yeman
Muhammed Bin Mesleme
Ve diğerleri…




Mekke’den Medine’ye Muhammedin  yanına hicret eden Abdullah Bin Sa’d Bin Ebi Serh, vahiy katibi olarak görevlendirilmişti.
Zaman içinde kendisinin de ayet yazabileceğini kendine telkin etmeye başladı. Vahiy nazil olurken, Arapça’nın kendine has iç uyumu, Abdullah Bin Sa’d Bin Ebi Serh gibi eğitimli insanların, vahyin geri kalan kısmını tahmin etmelerini sağlardı. Fakat O bunu, kendisine has bir kabiliyet olarak algıladı.

Bir gün, Muhammed,  Muminun Suresi’nin 12 nci Ayeti olan:
“Andolsun biz insanı, çamurdan (süzülüp çıkarılmış) bir özden yarattık.” 
Ayetini yazdırmak için O’nu çağırdı. “Sümme enşe’nahu halkan ahar” ve devamında 14. ayeti yazarken, Abdullah Bin Sa’d; insanın yaratılışının bu kadar tafsilatlı ve muntazam olarak anlatılmasına hayran kalarak:
-Fe tebareke Allahu Ahsen Ül Halikin=Yapıp yaratanların en güzeli olan Allah pek yücedir.
Dedi.
Muhammed  de O’na:
-O söylediğini yaz, çünkü bana da öyle nazil oldu.
Buyurdu.
O zaman Abdullah’ın içine ektiği şüphe tohumları yeşertmeye başladı:
“Eğer Muhammed doğru ise, bu O’na nasıl vahyolunmuşsa bana da vahyolunmuştur. Eğer yalancı ise, O nasıl söylediyse ben de öyle söyledim demektir…” Diye düşünmeye başladı.

Kendini herkese beğendirip kabul ettirmenin yolunu keşfettiğini düşünmeye başladı. Artık kendinin de ayet yazabileceğini düşünerek, Muhammed’in  yazmasını istediği ayetleri veya kelimeleri değiştirmeye başladı.
Mesela Muhammed;  “El Kafirin” diye yazmasını istediğinde “Ez Zalimin” diye, “Azizün Hakim” yerine, “Alimün Hakim” diye yazmıştır.
Sonra da:
-Muhammed’e gelen şeyin benzeri bana da gelmeye başladı.
-Muhammed Peygamber ise ve kendisine vahiy geliyorsa, ben de peygamberim, bana da vahiy geliyor.
-Muhammed söylediği şeyi bilmiyor, ben istediğim şeyi Kuran diye yazıyorum. Bu yazmış olduğum şeyler, Muhammed’e vahyolunduğu gibi bana da vahyolunuyor…
-Allah, Muhammed’e Kuran indiriyorsa, ben de Allah’ın indirdiğinin benzerini indirebilirim.
-Muhammed (Semian Aliman) dedi, ben de (Aliman Hakiman) dedim…
Diye sağda solda söylemeğe başladı.
Sonra da, bu yaptığının  hesabının sorulabileceğini düşünerek ve aklına göre Kuran benzeri bir kitap yazabileceğini hayal ederek, dinden çıktı.

Mekke’de bulunan müşriklerin yanına vararak:
-Ben ne zaman istesem, Kuran’ı istediğim gibi yazardım. Şimdi de Kuran’ın benzerini yazabilirim.
Demeye başlamıştır.

Mekke’nin fethinden önce ilan edilen öldürülecekler listesine, bu suçları yüzünden, Abdullah Bin Sa’d Bin Ebi Serh de dahil edilmişti.
Bunun için görüldüğü yerde öldürülecekti.

Mekke’ye giren Müslümanlar hemen Abdullah Bin Sa’d’ı, öldürmek kastiyle aramaya başlamışlardı.
Abdullah Bin Sa’d’ın annesi, Hazreti Osman’ı da emzirmişti. Onun için kendisi, Hazreti Osman’nın süt kardeşi idi. Hz Osman’ın Muhammed’e ricası ile Muhammed tarafından affedilmiştir.









0 yorum

Leave a Reply

Copyright 2013 Risale-i Ateizm All rights reserved Designed by Risale-i Ateizm